Depresyon; kişinin enerjisinin azalması, geleceğe karşı umutsuzluk hissetmesi, mutsuzluk, huzursuzluk, dikkat ve konsantrasyon sorunları, odaklanamama, karar vermede güçlük, suçluluk duyma ile kendini gösteren bir tablodur.

Depresyonun çeşitli şekilleri olabilir. Depresif Belirtilerin bireysel olması alışık olduğumuz bir durumken, 21. yüzyılın zorlu hayat koşulları grup ve hatta toplumsal depresyon profilleriyle çok sık karşılaşmamızı sağlamaktadır. Nedir bu zorlu koşullar?

Baskıcı bir yönetim altında çalışanlarda, mutsuzluk, umutsuzluk, huzursuzluk, sosyal kaygı, gelecek kaygısı gibi ortak belirtiler gözlemlenebilir. Bu baskının uzun süreli ve tüm çalışanlara karşı uygulanması kitlesel bir depresyon tablosu düşündürmelidir. Çalışanlar iş yerine gelmek istemediklerini ifade ediyordur (kaçınma davranışı), yaptıkları işle ilgili sürekli eleştirilere maruz kalmaları onları üretmek ve yaratıcılıkları konusunda bir çatışmaya sürükleyebilir. Çalışanlar kendilerini beceriksizlikle suçlamaya başlayabilir ve bu da uzun vadede sosyal kaygı olarak kişinin hayat kalitesine büyük bir zarar verir. Çalışanların birbirlerine yakınmaları ile başlayan bu kitlesel depresif durum büyük bir gelecek kaygısı ve huzursuzluğun eşlik ettiği, üretimin azaldığı, dolayısıyla gelecek kaygısının kanıt bulduğu zorlu bir sürece dönüşebilir.

Çevresel Faktörler bireysel depresyonda olduğu gibi toplumsal depresyonda da büyük bir önem taşır. Yeni bir oluşum, büyük bir değişim, ortaya atılan yeni iddalar, yeni tartışmalar, yeni ekonomik yapılanma gibi çeşitli bir çok farklı konu ortak bir duygulanım yaratabilir.

Maaşlarını alamayan bir fabrikanın çalışanlarını düşünün, umudun henüz kaybolmadığı dönemlerde başlayan yakınmalar, birbirleriyle olan etkileşimler, kişileri önce kendi iç dünyalarında melankolik bir duygulanıma sürükler. Her birinin bireysel farklılıklarla da olsa bir takım ortak belirtiler yaşadığını saptayabilirz. Çalışanların eşlerinin yorumlarını gözümüzün önüne getirelim, çok sinirli, çok huzursuz, hiçbir şey yemiyor, bütün gece uyumuyor, sürekli düşünceli. Tüm bunlar bireysel depresyonun belirtileri olduğu gibi, kitlesel depresyonda da aynı şartlara maruz kalan bir topluluğun aynı nitelikte belirtileri 2 haftadan uzun bir süre yaşamasıyla saptanabilir.

Küçük gruplarda çok daha kolay gözlemleyebileceğimiz bu psikolojik gerilim, bir semti, bir şehri hatta bir ülkeyi etkisi altına alabilir mi? Bu sorunun cevabını bulmak uzun araştırmalar gerektirmez, toplumun davranışlarını gözlemlememiz zihinsel promlematik üstüne önemli bilgiler verir.

Haberleri izlerken huzursuzluktan yerinde duramayan bir baba düşünün, Borsa takip eden bir iş adamı, devlet hastanesinde çalışan bir hemşire, 3 çocuk büyüten bir dershane öğretmeni, fabrikası iflas eşiginde olan mavi yakalı bir işçi düşünün.

Haberleri izlemek, gazeteleri takip etmek istemiyorum diyen insanlarla karşılaşıyoruz, sıkça. Neden? Bu depresyonun bir semptomu mudur? Evet, kişinin huzursuzluktan kaçabilmek için uzun vadede büyük bir gerginlik yaşatan fakat kısa sürede geçici bir çözümdür, kişi kaçar, kaçınır. Psikolojik anlamda görmezden gelmeye çalışır, bastırır, inkar eder. Bu da hastalığın sürdürücü etmenidir. Bir diğer grup takıntılı bir şekilde haber izlemekten tüm gazeteleri okumaktan kendini alamayanlardır. Bu davranışların sebepleri bireysel ihtiyaçlardan kaynaklanmaktadır yani kişiler karnını doyurabilmek, kendilerini ve sevdiklerini güvende hissettirebilmek için çabalar. Gelecek hakkında yaşanılan belirsizlik, bireyi, aileyi ve buna bağlı olarak tüm toplumu etkisi altına alır, huzursuz ve mutsuz bir toplum haline getirir. Üretim azalır, yaratıcılık kısıtlanır ve bu kitlesel depresyonun götürüsü ekonomik bir boyut kazanır. Bu da kişilerin elde ettiği bir kanıt olarak toplumsal hastalığın devamında önemli bir rol oynar.

Bu noktada sistem, bireysel beklenti ve tutumlarının toplumun yararına kullanılması konusunda harekete geçmelidir. Kişiler bir an evvel bu belirsizlik hissinden kurtulmalı, üretmeli, çalışmalı ve sevebilmelidir. Nörolog Sigmund Freud’un da dediği gibi mutlu insan Çalışan ve Sevendir. Mutlu toplum çalışabilen ve sevebilendir.

Sevgiler

Psikolog İclal Gözcü