Blog

Anne karnında başlarız istemeye… besleniriz, ısınırız, 36-37 derece sıcaklıktan 26-27 derecelik bir dış dünyaya çıktığımızda zorluklar başlamıştır aslında… bizi ısıtan o annenin bakımına ihtiyaç duyar, bakmazsa ölürüz.. Öteki olmazsa ölen, o olursa her şeyini alabilen bir varlıktır insanoğlu.. iste bebeğin doğumuyla birlikte başlayan bu sürece primer narsisizm denir. Bebek ister anne verir.

Peki nedir bu narsisizm? En kısa tanımıyla kişinin kendi kendini sevmesidir. Kendiliğe duyulan saygıdır. Potansiyelini kabullenen, kullanabilen, daha az kaygılı insanların narsist olduğu söylenebilir yani bilinenin aksine narsisizm olumsuz bir durumu ifade etmediği gibi doğal ve tüm insanlığa ait, olağan bir ihtiyaçtır.

Devamı...
  ergenlik
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ilk olarak 1830 yılında Esquirol tarafından tanımlanmıştır. Hastalığın en temel özelliği; takıntı dediğimiz obsesyonlar ve zorlantı olarak Türkçeleştirilen kompülsiyonlardır. Obsesyonlar, kişiye mantıksız gelmesine rağmen engelleyemediği tekrarlayan düşünce, kuşku ve dürtülerdir. Genellikle istemsiz ve zamansız gelen bu düşünceler kişide büyük bir huzursuzluk yaratır. Kişi bu düşüncelerin mantıksız olduğunu bilse de gelen düşüncelerin yarattığı huzursuzluk ve korku yaşam kalitesinin düşmesine sebep olur. Kişi obsesyonların yarattığı bu huzursuzluktan kurtulmak için bir takım davranışlar geliştirir. Bu davranışlara da kompülsiyon adı verilir. Kompülsiyonlar da obsesyonlar gibi tekrarlayıcı ve zamansızdır. Örneğin elini yıkadığı halde yeterince temizlenmediğini düşünen bir kadın, bu düşüncenin verdiği huzursuzluktan kurtulmak için sürekli ellerini yıkar. Bu örnekte elinin temizlenmediği düşüncesi obsesyonken bu düşüncenin vermiş olduğu huzursuzluktan kurtulmak için geliştirilen el yıkama davranışı kompülsiyondur. Burda önemli olan konu, obsesyonların yaşam işlevselliğini etkileyip etkilemediğidir. Herkesin bir takım takıntılı düşünceleri ve ritüelleri olabilir fakat bu takıntılı düşünceler, kişinin zaman kaybetmesine ve şiddetli bir huzursuzluk yaşamasına sebep oluyorsa bu durum derinleşmeye müsait bir hastalıktır.

Devamı...
Birçok kaygı yaşarız hayatta, kimini stres olarak adlandırırız, kimini korku, kimini mutsuzluk olarak hissederiz, kimini çaresizlik. Çoğu zaman bu kaygının sebebini düşünmeden harekete geçeriz. Kendimizi korumak için bilinçsiz bir sinyal alır ve kaygı veren durumdan uzaklaşırız. Asansöre binmekten korkuyorsak asansöre binmeyiz, iş yerinde yöneticimizle anlaşamıyorsak kişilik yapımıza uygun olan bir şekilde bu durumu görmezden gelebiliriz, işten ayrılabiliriz ya da her dediğini yaparak bu huzursuzluktan bir şekilde kaçarız.

Devamı...
Uyku; Fizyolojik ihtiyaçlarımızın temelidir. Fizyolojik ihtiyaçları tamamlanmamış bir bebek, bir çocuk veya bir yetişkin ruhsal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamak için hazır değildir. Uyku, hafızanın derlenip toparlanması, bedensel ve zihinsel dinlenme için olmazsa olmazdır.

Çocuklarda bu süreç farklı gelişir çünkü çocuklar zamanı ve onu nasıl kullandığımızı yetişkinlerden farklı algılar. Biz yetişkinler için zamanın akışı içinde, saniyeler satın alınamayacak kadar değerliyken, küçükler için ise zaman ağır ilerler.

Devamı...